Posts

Showing posts from August, 2012

küçük kadın

ayak parmaklarım terk etmeseler de oldukları yeri topuklarım yükseliyor iyice. bakışlarımda bir kadın var. ben değilim diyorum, nereden kaçtıysa içime. oysa, daha ben çocuğum, bak düne. gülüyorlar bana yine.meğer kadın olmuşum, kendimden gizlice.

.

saygı mı duyalım yoksa en baba küfürleri mi sıralayalım?? hıı murphy'i günde kaç kişi kemiklerini sızlatıyor hiç düşündün mü? “Bir şeyin ters gitme olasılığı varsa, ters gidecektir.” “Bir şeyin birkaç şekilde ters gitme olasılığı varsa, hep en kötü sonuç doğuracak şekilde ters gidecektir.” “Bir şeyin ters gidebileceği olasılıkları engelleseniz bile, anında yeni bir olasılık ortaya çıkacaktır.” “Bir şeyin olma olasılığı, isteme olasılığı ile ters orantılıdır.” “Er ya da geç olası en kötü koşullar zincirlemesi vuku bulacaktır.” “Ne zaman bir şeyden vazgeçseniz, vazgeçtiğiniz o şey size geri gelir.” “Olmuyorsa zorlayın, kırılırsa zaten değişmesi gerekirdi.” “Ne kadar beklersen bekle istenmediği zaman gelecektir.” “Çözülen her problem yeni problemler yaratır.”

kitsche ne ki?

"yürümeyen uçan bir klişe y im adeta."

en özel küfürler vol#1

" ben yalancının tekiyim bunların hepsi palavra benim asıl münasebetim  oldu senin ananla "

burdan devam

o hayvan ın içindeki insan ım ben, diyesim geldi. ama ne bileyim  demedim , işte.

sen - ben ve bizim oğlan işte.

Image
albümün adı bile me and you and everyone we know idi. böyle bir film vardı. muhtemelen izlememişsindir. pek sevimlidir. çevremdeki her genç kızın ve gayin ayyyy ne şirin diii miii, dediği cinsten. itiraf etmeliyim ki, öyledir de aslında. hıı birde michael andrews var müziklerini yapan. soundtrack diyeyim ya da kısaltmalı mı olsun ost diye? havalı oluyor böyle dediğimde. michael andrews - what's that sound (2005) dalga geçesim var bizle bile. fazla bir uyuzum bu günlerde. aslında ben biliyorum nedenini. içimdeki gizli şeytan uyandı, pek tehlikeli. neyse geçer gider yine. normale dönerim günler ilerledikçe. albüm kapağına  kilişe bir öpüşme pozunu koymuşum, insan kendine gelince normalde olduğu kadar acımasız davranamıyor işte.  pek sevimli geliyor. dışardan bakan bir kız olsam kesin salak der, üstüne de bir ton dalga geçen cümle sarf ederdim, kesin. sende dinler dinler; bence  kötü değiller, haksızlık yapıyorsun, derdin, o da kesin. belki de o kadar kilişe değildir kim bil...

savaşma seviş kanunlu aşk oyunları

Image
biz de napalım işte, bizbirimize alışmaya çalışıyoruz en içten hallerimizle. - merhaba, ben gökhan. + gülnihal. ** konuş benimle, söz mü? * peki, söz. her akşam bekliyoruz seni, kapıyı açıyorum benim cici silahım ile.  -------- 3 ay oldu. teşekkür ettim perverliğin üzerine. henüz etme 2 hafta daha burdasın, dedin. burdayım değil mi? orda. şurda.. burda... bir dergi markası. örgülü cinsinden. iki ters bir düz hesabı. bizim ki de öyle işte.

sevgili talens yetkilileri

merak ediyorum talens - amsterdam yağlı boyalara bu yıl da zam geldi mi? çingenenin derdi de kırmızı pabuç işte.

so hard bayım so hard

Image
hohh.

hydrangeas

Image
çocuğum, adını -kız erkek fark etmez- sırf şu çiçelerin hatrına ortanca koyabilirim mesala.. benim onlarla olan sevişgenliğim epeyce evvele dayanır aslında.

ev yağ kokuyor yaaa.

Image
2 tane oğlan sahibiyim. şimdi oturmuş önümde gitar teli takıyorlar en uslu halleriyle. pek iyiler böyle. ( yağ değil o, yağlı boya kokuyor aslında )
hepimizin ortak yan ı olamama ktı hayata adapte .

lambaya diyorum ohhh diyorumm

Image
"genellikle esaslı bir kusmadan hemen sonra kendini daha iyi hisseder insan. biz de kucaklaşıp vedalaştık ve odalarımıza gidip uzanmak için koridorun ters uçlarına doğru yürüdük. doğrusu ya, birlikte kusmak kadar insanları birbirine yaklaştıran şey yoktur."                                                                sylvia plath

+

sahipsiz gamzelerimin sahipsiz gülüşleri ile boy gösterdi inci gibi dişlerim. durdum öylece, bekledim zamana duyurabilir miyim diye. zaten oldum olası severdim pişmiş kelle gibi sırıtmayı. bahaneydi bu haller bana, gereksizce. yine de her gülüş bir başka yenilikti. yine de yeni hep iyiydi. yeni hep güzeldi. yeninin yine yeni oluşu, tekrarının içinde bir başka doğuşu. ama öte yandan, ötesinden bakınca yeniye, pek bir samimiyetsiz durmaktaydı akabinde. insan gibi, birey gibi, her birimiz gibi. ismi aynı olup içi bu kadar değişken olabilen ne vardı ki başka? say kızım; insan yeni samimiyetsiz yeni. samimiyetsiz insan. tabi benim gülüşlerimde.

üçgen kare daire

Image
 fazla depresifsin, dedi bu gece.  bir sürü şey söyledim yine.

bloody mary nasıl çağrılır.

alkolik mi oluyorum ne, canım nasıl da çekti gece gece.

hohhho

Image

- tu t'appelles comment ? - melody - melody comment ? - melody nelson

Image
                                                                   helena almeida                                                                                                                günün özü, özlü sözleri. johnny depp / vanesa paradis - ballade de melody nelson (2011) ça c'est l'histoire de melody nelson qu'à part moi-même personne n'a jamais prise dans ses bras ça vous étonne mais c'est comme ça elle avait de l'amour pauvre melody nelson ouais, elle en avait des tonnes mais ses jours étaient comptés quatorze automnes et quinze étés...

ılık olsun buz değil.

sesler aşina dramalarsa mırıldanmakta idi. hepimiz iç güdü gereği en uygununu arıyorduk kendimize ya da en-i yontup biçip uygun ediyorduk bünyemize . ben yapmadım diyen yalan söyler.  hepsi nasıl da yanılsama değil mi? suya düşüp boğulacağız neredeyse. narkissos'un eşini bulması ne mümkün. istediğin kadar bastır sakla ukalalığını, egonu görmezden gelip sakinliğe bürün mütevazilik ile.  yalan . koca yalan. kocaman yalanlar. yalandan nefret eden yalancı benler . ooooooofff yet er. yine üşüyor ayaklarım ağustos günü. üşür mü hiç ayaklar yaz günü. bak, bak hem de buz gibi. koltuk altına  alıp ısıtsana yine .

işte.

bırak seyredeyim seni. kal öyle beni fark etmeden. etraf konuşsun dursun. sen - ben yine sessiz. göz göze gelmeyelim hiç.birbirimizi görmüyor gibi davranarak ya da farkındalıklarımızı birbirimize anlatmayarak. öylece işte. sürsün gitsin herşey, akıp yitsin. hayat değil mi zaten bu? birer kör ve dilsiz - sağır uşak. başka neyiz ki? ben yine kandırıyorum sanırım kendimi. körler sağırlar değil midir hep birbirlerini ağırlayan. kaçarı yok. kaçan çok. bizimki de bu işte.

anne ben başarılı oldum.

neden ünlü olmak isteriz, neden beğenilme arzumuzun, egomuzun önüne bir türlü geçemeyiz. hadi, itiraf edelim. hepimiz başarılı birer eziğiz.

nevrotik serzenişler

kendimi iyi hissetmiyorum , dedim.

es

Image
içimdeki kör şeytan uyanıyor. yalnız kalmalıyım. kör şeytanımı salmalıyım. tıpkı onun gibi bende çırılçıplak dolun olan ayın ışığına uzanmalıyım. sonra onu tekrar uyutup gündeliğime devam etmeliyim. etmeliyim ki yalnızlığım yüzünden ölmeyeyim, delirmeyeyim sonunda. oldum olası hep yakınımdır övgülere. deliliğe övgü-lere. salatalıklar dolunayda hışırdar, domatesler kızarırlar. ne kadar da yabaniyiz aslında. film: melancholia (2011)-lars von trier müzik: richard wagner - tristian und isolde prelude (1857-1859)

fuck me

son günlerde yeni bir huy edindim kendime. aç duruyorum akşam o gelesiye. nedendir bilmem bu durumdan garip bir haz alıyor midem. büyümek ya da henüz yaşıma yakıştırılmasa da bir gerçek olarak yaşlanmak hep bir sıkıntı hayattaki fobilerimden biri büyüdükçe türlü huylar ediniyor ya da var olan onca huyu kötüleştirip büyütüyorum içimde ne kadar temiz kalpli olursan ol büyüyen insan temiz kalamıyor neticede. hırslar, egolar, kıskançlıklar, ele geçirme cenkleri, iç huzur yoksunluğu neyse ne dedim ya huy büyütüyorum son günlerde. artık çirkin geliyorlar bana sanki aynada gördüğüm devleşmiş yaşlı kulağım ya da burnum kötü huylara bürünmüş kararmış kocaman olmuş et benim. aklıma geldi. bazen saçma espirileri, saçmalığından ötürü komik oluyor, güldürüyor beni epeyce. dur dur aklıma geldi dedim ya. geçen "et beni" üzerine vuku bulan ayak üstü dialoğumuz +et beninin ingilizcesi ne biliyor musun? - hayır neymiş o? + fuck me. şeklinde son bulmuştu öylece. nereden nereye. öyle işte.

;

dudaklarım dan sırrım dökülmüştü ona. etrafın uğultu sundan duymadığını sandı. oysa ki sadece dudaklarım oynamıştı, dudaklarım düşünmüş tü, sırrım sadece dudaklarıma dokunmuştu. sesime değil. sessizce salındılar etrafın boşluğunda. üstelik saklanacak bir kuyu ya da ağaç kavuğuna ihtiyaç duymadılar midas'ın kullakları misali. o anlamadığını sandı. bense " oh be söyledim" diyerek kendimi rahatlattım eşgüdümlü kandırımla. bir daha da bu an hiç yaşanmadı ya da birbirine benzemeyen - ya da benzeyen - tekrarlara müsade edilmedi . herşey sessiz bir filmdi sanki.hem kim kimi duymuştu ki bugüne kadar . dudaklarım sadece oyna mıştı üzerine düşen rolü en olağanca doğal lıklarıyla. görsen aklın şaşardı .

;

sarhoş luk kadınlara neden bu kadar zalim davranır. nedir o kadar eğlencenin arasındayken durduk yere süz ülen göz yaşları?

pazar mecmuası

Image
pek sakin bir gündü. boğazda kendini akıntıya bırak mış karpuzlar gibi giden bir kaç insan kafasını izledik birlikte sessizce. "hadi, taşınalım ?? " diye sormak geldi içimden öylece. sormadım ama kendi minik bünyemizle sesli olarak, ileride buraya taşınmayı istedik elele. ---- O ---- aramızdan ayrılanlar panosuna bakarken göz göze gelinen geveze garsonla "tanıdıklarınız var mı?" ile gelişen ayaküstü diyalog kendini " telefonu dursun açar. ben garson, mazha akkaya " diye bitiriverdi  güle güle'yle. kredi kartı geçmiyormuş, paranla yiyip içip sıçıyorsun sadece . gelelim buraya dedim, kanada dönüş ü dedi. ----O---- bir kahveni içerim dedi, neyse ki dışarı da fincan kapatmıyor. sonra beni "buraya taşınırsak sen benle hiç ilgilenmezsin daha şimdiden yüzüme bakmıyorsun" cümlesiyle sıkıştırdı. hoş gördüm en az ben kadar o da ilgi arsızı idi.  arsız kötü bir kelime aslında ama farkındayım ki bazen önüne gelenler yanında olanlar yumuşatıyor herşeyi ...

haydi rasgele

Image
dırımm dırıımm.

Image
mark lanegan - ode to sad disco (2012) bazen bazı şarkılar takıntı haline dönüşür.

fikr-i sihir

yeni bir liste yayınladım. pek sakin. pek iyi de geldi. bildiğin çalışma listesi. bu arada sanırım artık akşamları evdeki çalışma saatlerimiz artacak gibi. http://boskaset.blogspot.com/2012/08/fikr-i-sihir.html

türkçe'de ki dedi sorunsalı

Image
artık çare bulsunlar. "...dedi" dedim "...dedin" dedim "...dedim" dedim "...dedi" dedin "...dedin" dedin "...dedim" dedin "...dedi" dedi "...dedin" dedi "...dedim" dedi. anlatırken bazen hikayenizi kabusa çevirebilirler. hele ki benim gibi diliniz güç dönüyorsa.

;

Image
o yaşlarda bende kendimi super girl sanıyordum , neyse ki şimdi, her şeyi fazla ciddiye alıp, gözünüzde büyütüyorsunuz diyorum.

;

sırf geri de kalan(lar)ın beni ne kadar özleyeceği  merak ından gidesim geliyor.

Image
sakin - hamur işleri (2011)

♫ uuuuuuuuuuuuvvvvvvvvv

Image
güne iyi başla ma nedeni

bırak bunları biz sanatçılar düşünüp yapsın, onlar emekçi sokakları süpürsün, bilet satsın hatta bizim için şirketlerde çalışsınlar

Image
"biz sanatçılar" diye ağızlarını yaya yaya kendilerinden bahseden sevgili hocalarımın ağızlarının ortasına şöyle sıkı bir sağ kroşe kondurmak istiyorum. ben büyüyünce böyle davranmayacağım.ego iyi hoş, yine de başlıktaki cümleyi kuracak kadar şişik olmamalı, ama öte yandan insanın egosunu kasti bir biçimde şişirip, ukalalaştırıyorlar öğrencileri. bu duruma ne kadar karşı çıkmaya kendini kaptırmamaya çalışsan da. annem bile diyor, bu okul seni hepten ukalalaştırdı diye. ama yine de sağ kroşe arzusu bir başka gıdıklıyor içimi.

dırımm dırımmm

Image
keyfim yerinde pek yahuu, hoohhhooo. ** error fanzin, ilk sayısıyla''kadıköy mephisto,khalkedon'' kitabevınden ulaşabilirsiniz..

bayramın hafıza krokilerine dair

itiraf ediyorum, bayram günü, sabah sabah, twitter ve çeşitli sosyal medya sayfalarında dolanıp ülke içi savaş çıkacak diye kaygılanıp yataktaki sevgilisini öpüp koklarken usulca "savaş çıkıyor, hadi kalk" diyerek ağlayan, adama hiç unutamayacağı bir uyanış biçimi yaşatan manyak benim. öte yandan, çok korkuyorum ve kaygılıyım.

&

Image

öyle demeyin

kötü kalpli olmak da bir marifet, bayım.

Image
peki ya yanlış anlaşılmalar da doğal seleksiyonun bir parçasıysa.??

bir sana bir bana

Image
metis yayınları ile ayrıntı yayınlarına taptığım gerçeğini karşımda duran kütaphanedeki onca gerekli gereksiz fiction kitabı görünce daha iyi anımsıyorum.

akılda kalıcılık ünitesi

Image
daha eylül ortasına kadar burda olduğumu düşünsem de akılda kalıcılık ünitesine baktığımda ellerime yazdıklarım; kardeş kavgası ve benim üç buçuk atarken nasıl orta yol bulurum arayışları her ay sonu yapılan bütçe hesabı, onca paradan elde avuçta bir şey kalmıyor veryansınları yaklaşık 2-3 yıllık parayı nasıl biriktiririz, nasıl ev alırız planları sıcak soğuk demeden her gece koyun koyuna yatıp sımsıkı sarılışlar uyku arasında uyanıp seni seviyorum fısıltıları yataktaki kaşık pozisyonunun adının uyku pozisyonu oluşu 2 günde bir evlen benimle diyen bir adamın dudaklarını mutlulukla izlemek okşanan saçlar  bakılan gözler yatılan dizler sevişmeler öpüşmeler koklaşmalar emirgan rumeli hisarı okuma saatleri  film saatleri  şekerleme saatleri çalışma saatleri tadelle king size birlikteliği pervaneler misali dört dönüşler  gecenin bir yarısı canım sıkılıyor hadi beni havalimanına götür uçakların havalanıp inişini izleyelim, isteği sabah akşam dinmeyen uçak sesi yine bir kar...

eveett biliyoruuuum

herkesin ortak kanısı, izmir'e çok zor döneceğim. evet, o yüzden sus un ya da kes in sesinizi.

♫ yaz günü beyaz kıştaki çilekler

Image
büyüklere bir çeşit tekerleme fleet foxes - white winter hymnal (2008)

oh mon dieu

siz hiç sevildiğiniz adam tarafindan gözlerinizden öpülüp durdunuz mu? nasil da kutsaldır o an.

;

sessizlik bazı insanlara çok ağır gelir, dayanılmayacak kadar ağır.

tichy

  "Fotoğraf çekmek, ışıkla resim yapmak demektir. Bu eylem hata payı içerir. Bu ressamlıktır; şairliktir. Ve bunun için kötü bir fotoğraf makinasına ihtiyaç vardır. Eğer meşhur olmak istiyorsan, yaptığın şeyi o kadar kötü yapmalısın ki bu dünya üstünde hiç kimse senin yaptığın kadar kötü yapmayı becerememeli!" http://www.fotopya.com.tr/magdetay/1023/tichyyi-tanimak-ve-pesine-dusmek

şapşallık ünitesi

3 bloğu zaptedemediğim anlar çokça oluyor. onun yazını buna, bunun yazısına ötekine yazdığım. ahh ne şapşalım. dün gece gözümü lcdye vurdum. gerçek ten. canım çok yandı ama gelsin öpsün diye çocuklar gibi ağlayıp bastım feryadı. aslında çokta acımıştı. hem gül dü, hem de öp üp durdu ben susasıya kadar. sonra buz parçasını gözümü dayadı. ben "acıyor" diye söylendikçe, "ee acıyacak tabi" dedi. hala şiş ve kızarık. böyle bir şey işte.

şu sosyal ortamlardan ilan versem, rehberliğini benim yapacağım istanbul'daki galeri güzergahlarını birlikte gezecek kaç tanıdık bulabilirim acaba.ya da tanışmalı mı? bayım, ben, gündüzleri bu şehirde çok yalnızım. vallahi işim hınzırlık değil o günler pek geride kaldı. mfö - ne bileyim ben (2006)

eller havaya bu bir soygundur

kimse bloglarını bırakmasın , blogları bırakıp tumblr ya da twitterlara dönmesin,  sizi anlamaya çalışmıyorum bilakis sizi anlıyorum,  çünkü bende yaptım o hayatı, gelin sizde vazgeçin. lütfen lütfen lütfen lütfen lütfen lütfen lütfen lütfen lütfen lütfen lütfen lütfen lütfen lütfen lütfen lütfen lütfen lütfen lütfen lütfen lütfen lütfen lütfen lütfen lütfen lütfen lütfen lütfen lütfen lütfen lütfen lütfen lütfen lütfen lütfen lütfen lütfen lütfen lütfen lütfen lütfen lütfen lütfen lütfen lütfen lütfen lütfen lütfen lütfen lütfen lütfen lütfen lütfen lütfen lütfen lütfen lütfen lütfen lütfen lütfen lütfen lütfen lütfen lütfen lütfen lütfen lütfen lütfen lütfen lütfen lütfen lütfen lütfen lütfen lütfen lütfen lütfen lütfen lütfen lütfen lütfen lütfen lütfen lütfen lütfen lütfen lütfen lütfen lütfen lütfen lütfen lütfen lütfen...

Ω

Image
sanılanın aksine yalan söyledikçe değil, zayıfladıkça burnum büyüyor. bir yerlerde bir şeyler yanlış öğretilmiş olmalı.  iyi de benim burnum bu kadar büyük değil. ters ışık böyle birşey olsa gerek. hoh hoh. (gn - yoka)
"ahh", dedim. "ahh.." " keşke, keşke bilseydim " bildiğim halde nasıl da yalan söyledim. yalan söyleme marifeti m de yazı yazma marifeti mle doğru orantılı olarak gelişmekte idi.

boş kaset hazırlıkları

en azından yazısını hazırladım, dahası içime de sindi. "güzel şeyler vuku bulmalı vakanın çoğul olanı çoğul olup artık yol almalı yollarda dolulara tutulmamalı hep dolmalı pek boşalmamalı içine biraz fıstık, biraz da kuş üzümü koymalı yemek yapacağım ellerim yağlı boya olmamalı ey sevgili güne onlarca yıl hep senle uyanmalı bak benden geçmiş ellerindeki lekeler yağlı boya olmalı" öte yandan bazen benim de içime "nil" kaçıyor gibi geliyor.

honey bunny

Image
cool olmak geliyor içimden, keşke içimden geldiği kadar da becerebilsem.

çoğul olmalı

güzel şeyler vuku bulmalı. vuku. vuku, ne ilginç. vukuat. hadise. : : : : : : : vakanın çoğul ol anı.

ufacık tefecik hatıra defteri

Image
yoka: bir sayı söyle. gn: 53

♫ uçan tekme için bahaneler #vol1

Image
haydi gel kılıfına uydur alım. carl douglas - kung fu fighting (1974)

bir alman fıkrası

siz hiç bir fransızın bir alman fıkrasını tatlı tatlı anlatışını duydunuz mu? ben duydum. akılda kalıcı ayrıntı: "danke schön, bitte schön. danke schön, bitte schön. danke schön, bitte schön. danke schön, bitte schön. danke schön, bitte schön. danke schön, bitte schön. danke schön, bitte schön. danke schön, bitte schön. danke schön, bitte schön. danke schön, bitte schön. danke schön, bitte schön. danke schön, bitte schön. danke schön, bitte schön. danke schön, bitte schön. danke schön, bitte schön. danke schön, bitte schön. danke schön, bitte schön. danke schön, bitte schön. danke schön, bitte schön. danke schön, bitte schön. danke schön, bitte schön. danke schön, bitte schön. danke schön, bitte schön. danke schön, bitte schön. danke schön, bitte schön. danke schön, bitte schön. danke schön, bitte schön. danke schön, bitte schön. danke schön, bitte ...

sevmiyorum

sevmediğim onca insan tıpkı sevmediğim yiyecekleri yemek zorunda kaldığım zamanlarda olduğu gibi, her minik ısırışta ağzımın içinde kocaman olup yutamayacağım lokmalara  dönüşüyor, büyüyorlar içimde. oysa büyümek güzel olmalı, ironi taşımamalı benim bünyemde. içim bulanıyor bayım. kusabilir miyim??

phobos

Image
- nasıl ölmek istersin ? + yaşlanarak . ---------------------------------   (bkz: bir fobi olarak yaşlılık)

;

Image

gittik gördük

Image
bizim okulun pera müzesindeki ilk sergisi, bir yıl daha geç olsaydı muhtemelen benim de işlerimin yer alacağı sergiydi. olsun kısmet, başka mekanlaraa, başka sergilere.. dün akşam açılış kokteyli vardı. bizim okuldan onca tanıdık; arkadaşlar, hocalar. ayrıca gökhanla birlikte katıldığımız ilk açılış kokteyli olduğunu düşününce de pek keyifliydi. genel anlamda iyi geldi. bugünden itibaren herkes gidip görebilir.
bazen sinirlerimi hoplatıyor, beni burada çalışmamakla itham etti. ben neler düşüp neleri hesaplıyorum, haklı olduğu taraflar vardı ama sen neyi biliyorsun ki çalışma düzenim hakkında da böyle konuşuyorsun cümleleri depar atıyordu zihnimde adeta. bir şey söyleyemedim, öfke ve şaşkınlıkla kekelemek dışında. sustum öylece. öylece.

seni görmem imkansız, imkansız, imkansız

yeni nesil, istediği kadar elektronikleştirsin, kural şudur ki arabesk müzik -yine arabesk- müziktir. iyi ki de öyledir. gördüm ki o meyhanede sen başka bir kadınla oturuyorsun ve çok mutlusun ve burada,bu  sokakta kalbim yüz bin parça yollar daralıyor ölsem damarlarında (uyudum, rüya gördüm gördüm, bin kere öldüm uyu uyu uyu içi zehirli kuyu..) sen, ne de güzel şeysin öyle. Çok Mutlusun by Seni Görmem Ýmkansýz on Grooveshark

film bitti, evlerinize dağılabilirsiniz

yazar burada hiç bir şey anlatmıyor.

Image
akşam akşam yorgun bünyeme nasılda güzel geldin öyle. (yeni albüm coexist'in müjdeleyicisi)

uzak nedir? kendinin bile ücrasında yaşayan benim için gidecek yer ne kadar uzak olabilir?

Image
"uzak nedir?" tuz -ak, bir yudum tuzlu suda boğulmak?

Image
adettendir, dedim. yapmasam olmayacaktı. akşam çabuk olsun bugün be. keyfim pek pek  yerinde. sezen aksu - yine mi çiçek (2000)
nasılsın diye sorulduğunda kötü olsam bile, kötüyüm diyememem hayata olan gereksiz kibarlığımdan mıdır sizce bayım?

eskiz defteri

Image
geneksellik fukarası (2011) tak - çıkar (2012) fanzine işler seçildi. planlarım 4 tane iken 3 e düştü. yetişmeyen ip işi. para kazanmaya başlayınca bu işin ip kısmını başkalarına yaptıracağım parayla. yorucu bir iş. eskiz defterimle yağlı boyalarımı karşılaştırınca merak ediyorum okul sonrası bu ikisini nasıl harmanlayacağım diye. bir enteresanlık yapmak lazım ama henüz tam olarak keşfedemedim. arayış haline devam.

say baştan: son bir

bana bakışlarını çevirip kurduğu cümleler,  kahkahalardan katılarak güldüğü anlar, sesi,  mimikleri, akşam üstü gelme saati yaklaşınca, evin içerinde çıplak ayak pespembe topukların telaşesi. çok bir ara olmayınca özlemek güzel his oluyormuş meğersem. (bulut gibiyim)

Image
bobby womack - california dreamin’ (1968)
Image

sıkça kullanılan kelimeler; gülni için

hissiyat baz naif beylik cümleler son dönem gözdelerim

izmir'deki seri katilin robot resmi

Image
gece gece delleniyorum ayın 5ine yetiştirmem gereken bir iş var. birde yarın sabah erken kalkıp etraf iyice sakinken taksime inip galerileri gezmeyi planlıyorum. şu evden çıkmadığım bir kaç gündür fark ediyorum ki galiba bende agorafobi var. yani bu durumu burada istanbul'da çok hisediyorum. özellikle yalnızken dışarıya adım atmamak için ya da evin 1 km ötesine gitmemek için kendime türlü türlü bahaneler yaratıyorum. arada bu tarz sıkıntılar yaşıyorum sanırım. bundan 2 yıl öncede izmirde bir seri katil vardı erkekler dışında sadece kadınları ve bir travestiyi öldüren. travestinin öldürüldüğü yer, güzel sanatlara hazırlanırken gittiğim atölyeye yakın bir mesafedeydi. adam yakalanasıya evden dışarı adımımı atmamıştım, sanırım 1 hafta kadar. sonunda dayanamayıp arıyan atölye hocam esra'ya durumu anlatınca şaşkınla dinlemiş " iyi de gülnihalcim ya istanbul'da ya da ne bileyim amerika'da filan yaşasan napacaksın " diye sormuştu. ona sadece " ne bileyim esra ...

Image
bonnie and clyde (1967) pek keyifli söylemişler. Scarlett Johansson & Lulu Gainsbourg - Bonnie and Clyde (2011)

"uzun süreli bir ilişki içinde olan erkekler uyuzlaşıyorlar. televizyon dizileri ve hoş yemeklerden oluşan kadınsı bir çemberin içine çekiliyorlar. okumaya ve müzik dinlemeye gitgide daha az zamanları oluyor. sonra bunları artık aramaz hale bile geliyorlar. heyecan duymayan, gerizekalı birer burjuva olup çıkıyorlar."

Image
ilham, yaratıcılık, sanat, kendini dinleme, çokça çalışma peki ya sevgili...? sorgulatmıyor değil. gece gece beni düşüncelerden düşüncelere sevk etti nedense film yer yer eğlendirip yer yer hüzünlendirse de bitiminden hemen sonra garip bir burukluk, bünyeye sıkıntı veren bir melankoli ile başbaşa bırakıyor sizi. aman ne güzel şu saatte istediğim tek şey de o zatan. başlığa yazdığım replik, film karekterlerinden biri olan lars'a ait. lakin bahsettiği şeyin içeriği farklı da olsa söz konusu durumu uzun süreli bir ilişki içinde olan kadına uyarladığımızda sonuç aynı. sanatta üretkenlik yalnızlık gerektiriyor mu cidden diye bir kere daha düşündürttü beni, reprise. ya da kim bilir bugüne kadar inatla reddettiğim " sanatçı adamın sanatçı sevgilisi olur " durumudur bu kısır döngüyü kıran. öte yandan fark ettim ki sanatın çoğunlukla uğraşanlarının bünyelerine ağır geldiği hatta bununla baş edemeyip mini çapta bir delilik süreci yaşadıklarını da film es geçmemiş. söz konusu sanat ...

seni seviyorum ama

geri - zekalı

jerk

tıp terimi olarak : kasın gösterdiği ani kasılma hareketi; özellikle tendona vurulduğu zaman - kasın kasılması nedeniyle- kol ve bacakta  refleks  olarak meydana gelen hareket. **gülni'ye dip not; kullan bunu!

bir fanzindir gidiyor.

istanbul'a gelmemle bir arkadaşımın  toplantı daveti, çoğunluğu marmara gsf'lilerin olduğu bir gruba dahil etti beni. bir süredir grubun başları yok türkiye'de. yunanistan, italya, fransa ve yapabilirlerse bulgaristan üzerinden türkiye'ye geri dönücekler. insan imrenmiyor değil onlara. oralardaki işgal evlerinden bahsedişleri, hele o evlerde nasıl da sanat yapıldığını ağızlarının suyu aka aka dillendirişleri. sanırım avrupayı düşündükçe en büyük merakım ve oralara gitme arzumun yegane sebebi söz konusu işgal evleri olurdu. durum eğer gezmekse, kültürse bana doğu daha bir renkli daha bir cazip geliyor. hiç gitmesemde bir yerden sonra avrupadaki çoğu yerin birbirine benzediği düşüncesi ağır basıyor. geçen gökhan' la bunun üzerine hafif bir gerilim bile oldu. ileride çeşitli organize gruplarla oraları ziyaret edeceğimden, baskın evlerinden bahsedince adam ufak çaplı bir panikledi. "ben de ileride çocukla, bir başıma orada burada ararım artık seni" tarzı bir c...

Don't

Image
barbara kruger - don't be a jerk (1984)

Image
Lou Reed - Perfect Day (1972)

gecenin mönüsü

Image
başından sonuna kadar seks hakkında olup, aslında hiç de seksi olmayan film. yılın en iyi iki  filminden biri diyebilirim çok rahat.