"uzun süreli bir ilişki içinde olan erkekler uyuzlaşıyorlar. televizyon dizileri ve hoş yemeklerden oluşan kadınsı bir çemberin içine çekiliyorlar. okumaya ve müzik dinlemeye gitgide daha az zamanları oluyor. sonra bunları artık aramaz hale bile geliyorlar. heyecan duymayan, gerizekalı birer burjuva olup çıkıyorlar."
ilham, yaratıcılık, sanat, kendini dinleme, çokça çalışma peki ya sevgili...?
sorgulatmıyor değil. gece gece beni düşüncelerden düşüncelere sevk etti nedense film yer yer eğlendirip yer yer hüzünlendirse de bitiminden hemen sonra garip bir burukluk, bünyeye sıkıntı veren bir melankoli ile başbaşa bırakıyor sizi.
aman ne güzel şu saatte istediğim tek şey de o zatan.
başlığa yazdığım replik, film karekterlerinden biri olan lars'a ait. lakin bahsettiği şeyin içeriği farklı da olsa söz konusu durumu uzun süreli bir ilişki içinde olan kadına uyarladığımızda sonuç aynı. sanatta üretkenlik yalnızlık gerektiriyor mu cidden diye bir kere daha düşündürttü beni, reprise. ya da kim bilir bugüne kadar inatla reddettiğim "sanatçı adamın sanatçı sevgilisi olur" durumudur bu kısır döngüyü kıran.
öte yandan fark ettim ki sanatın çoğunlukla uğraşanlarının bünyelerine ağır geldiği hatta bununla baş edemeyip mini çapta bir delilik süreci yaşadıklarını da film es geçmemiş. söz konusu sanat olunca cidden delilik ayrılmaz bir parça oluyor.
annemin işine gelmeyen durumlarda sıkça dile getirdiği gibi "sana bir soru. delilik mi sanatçı yapıyor, yoksa sanatçı oluşunuz mu delirtiyor sizi ?"


Comments
Post a Comment