yıkamadığım halılarım var. halı hiç yıkılır mı? rüyada halı gördüm.yol demek. kahve falında üstüne çıkmış uçuyordum. yola çıkacakmışım. ben lamba cini miyim? telveden halı. cin olmadan adam çarpıyor. kimse beni bilmez bilmez beni bilmez bilmez beni kimse, ben hep saklandım. bir cin olarak lambama geri dönmeliyim.
ocağın 4'ünde istanbul'a şöyle söyle, "kar yap istanbul bugün, her yer kar tutsun ve bizde sevgilimle birlikte haftasonu evimizde bolca sevişelim öpüşelim koklaşalım, ardından elimize sıcak içeceklerimizle penceren kar altındaki arka bahçeyi izleyelim."
bana "orası sen değil gibi" dediğinde "sen kim oluyorsun da benim hangi ben olduğuma ya da olmadığıma karar veriyorsun" demiştim gizlice. had ya da cürret gülen aynadaki kendini dev sanan cüce suret. büyüyorlar da büyüyorlar zahiriyi gerçek sanışlarımız. ah zaten ne oluyorsa bu farkındasızlıktan olmuyor mu sizce de. ukalalaşmanın gereği yoktu, sesimi çıkarmadım. duymamazlıktan gelip kahvemi yudumladım.
sevgili sen, seni yalnız bıraktığım için üzgünüm. kendimi durduramadım işte. bu ev artık senin. benimle ilgili şeyler şifonyerin orada. parayı çaydanlığın içine bıraktım. (sen'i seviyorum)
seçilmiş yalnızlık bu gerçekten de çok güzel. şimdi gidebilir miyiz buradan? nasıl olsa mükemmel bir yerdeyiz. ve ona dedim ki her şey bir gün olur kaybolur ama geriye kalan her şey yeni dünyada devam edecektir. peki ya yalnızlıkla yalnızlıktan kaybolanlar?
şu vekillerin kafası bir garip, adam jandarmalı filan bir marş söyledi. haddimi bağışlayın böyle dediğim için ancak şu bir gerçektir ki çemberin ne içindeyim ne dışında ve olduğum yerden hepiniz çok komik siniz.
mahremi mahremlikten çıkarmalıyım. mahremimim büyük bir kısmı öyle zarar veriyor ki bana. bilinçaltıma saldıran tuhaf virusler gibi. bu yüzden belki resimde bu mahrem hikayeme kayıyorum, bir anlatım dili olarak resmi kullanmayı ve bu anlatımla onu mahremlikten çıkarıp kurtulmayı umut ediyorum.
evet bir film. georgi gürciyev'in hayatının anlatıldığı bir film. peki kimidir bu adam? http://en.wikipedia.org/wiki/George_Gurdjieff http://beta.eksisozluk.com/georgi-gurciyev--149562 http://www.imdb.com/title/tt0079542/
kitaplarımı yenileriyle tanıştırmak istiyorum asaf halet çelebi nilgün marmara ismet özel salah birsel leyla erbil sait faik abasıyanık a. galip cahit zarifoğlu turgut uyar nedim .... hani birileri gelse gecenin en sessiz karanlığında sadece sokak lambaları cızırtısında kapımı çalsa sonra elindeki sepeti bırakıp hızlıca koşsa kaçmak adına paniklesek evdeki üç kadın birimiz balkondan aşağı sarkmış kim o, diye sorarken diğeri otomatın düğmesine basmak için onay beklese sonuncusuysa gözlerini ovuştursa "ne oluyor" edasındaki bakışlarını gizleyemeden. kapıdaki sepeti fark edince insem aşağı içinde ne var diye sepetin içinden bu saydığım isimler bana baksa şaşkınlığıma yenilmeden etrafı kolaçan eden bakışları saçtıktan sonra kucaklasam sepeti hoplaya zıplaya merdivenlerden tırmansam yukarıya dönsem kimselere göstermeden bu gizi saklasam dolabıma ayırsam onlara bir köşeyi kimi kandırıyorum ki yok öyle bir dünya değil mi?
bir kaç blog takip etmek istiyorum, sayfalarca yazmayan, çok izleyicisi olmayan, dolu mu dolu, kısa mı kısa, öz mü öz. kıyı da köşede kasti saklanan, kimselere duyurmadan haykıran.
dertliyim ruhuma hicrânımı sardım da yine inlerim şimdi uzaklarda solan gün gibiyim gecenin rengini kattım içimin matemine sönen ümid ile günden güne ölgün gibiyim bahtımın yıldızı sanmıştım seni sensiz karanlıktır her günüm leyla ayrılık mecnun`a döndürdü beni dertliyim yürekten, üzgünüm leyla sevda yaman bir çile çekenler düşer dile ayrılık ölüm gibi giden gelmiyor leyla gülüm yaprağım soldu gönlüme hazân doldu bir ömür harâb oldu onu bilmiyor leyla
mahzar alanson (cemal süreya) - hüznün kuşları (2002) ------------------------------------------------------------------------------------------------------------ ben bütün hüzünleri denemişim kendimde canımla besliyorum şu hüznün kuşlarını bir bir denemişim bütün kelimeleri yeni sözler buldum seni görmeyeli kuliste yarasını saran soytarı gibi seni görmeyeli kasketimi eğip üstüne acılarımın sen yüzüne sürgün olduğum kadın kardeşim olan gözlerini unutmadım çık gel bir kez daha beni bozguna uğrat sen tutar kendini incecik sevdirirdin bir umuttun bir misillemeydin yalnızlığa şanssızım diyemem kendi payıma hain bir aşk bu kökü dışarda olur böyle şeyler ara sıra olur ara sıra
"tükenirdi monolog kaçarken içine düştüğüm kara toplum big bang sonrası büyük yalnızlık bilinmeyeni saçlarında titreyen iblisler karartırken güneşi üstüste gömülürken saydam yaşamlar bir yankı duyulurdu hiç'likten bütün yalnızlıklarınızın ilenci korusun çoğulluklarınızı cinnet koyun erdemin adını maskelerinizi kuşanıp yalanlarınızı çoğaltın hepiniz mezarısınız kendinizin ." "ey yüzleri bir baykuş gölgesinde çakılmış olanlar, üzgün adım, ileri marş. " N.M.
**bugün en sevdiklerimin canımı acıttıkları rüyalar gördüm. aslında tam da emin değilim bu çoğulluktan. yine de onları tebrik etmek istedim, en sevdiklerinin acıları hep en acıtıcı oluyor. istikrarlılar şu "en" konusunda.
çoğu zaman içimde bir yerlerde hassasiyet ten kırılmak istiyorum. kırılıp binlerce parçaya bölünmek . toplanamamak, öze ulaşmak . sıfır ı bulmak . o sıfırda eriyip yok olmak . bu hissiyat öyle güçlü ki içimde, es geçemiyorum.