Posts

Showing posts from October, 2012

Image
hauschka - nadelwald(2008)

:

Image

:

tutku paçalarımdan şapır şapır akıyor hep öylece.  peki bu öylecelik bir israf mıdır sence?

ah bu ne saçmalık böyle.

Image
ölümdüğümde bu sahnede kalabilirim mesela. bazen bazı şeylerin içinde tüm o saklı olma haline inat - varolduğun o koca beden, cüsse, zihin, ruh gizlendiğin her bir santimde dakika dakika büyüyor, haberin yok. gün içinde senden uzakta kaç defa tavaf ediyorum etrafında ah bir bilsen... sen bendeki senin tam olarak ne olduğunu bilmeden günlerini geçiriyorsun. yine bendeki senin ne olduğu bilmenin farkındalığı ile yakınen alakadar olduğum ukala tavrını sürdürüyorsun. ama hep yanılıyorsun. hani o en çok sevdiğin tutkum var ya üçte biri bile değil senin bildiğini sandığın. çünkü sen tutku nedir bilmiyorsun. ------- bense buralarda senin saklı olduğun düşüncelerden kaçmaya çalışırken bile günlük ayrıntılardaki saklı senle yüzleşiyorum canımın acısını duyumsamamaya çalışarak.  acı veriyor şu aşk dedikleri en mutlu anlarımda bile bana. sen birini  -onla mutlu olduğun halde- canın acıya acıya sevdin mi hiç? ben söyleyeyim. sevmedin. ne sağlıksız bir ruh hali değil mi büründüğü...

...

geçti .. yalnızca şimdi var .

:

saat oldu akşam 10. ne güzel, insanlar bu saatte evlerindeler.

ciddiyetle meşguliyet

işler hakkında iki tip yorum alıyorum genelde. ve beni "iyi ya da kötü" eleştirenleri ona göre ciddiyetimle meşgul edip sınıflara ayırıyorum bende. yorum 1: "bu işler farklı, çok farklı. bunlar oldukça başarılı." sayfa çevrilir işlerin arkası görülür. "aa bak bu etki oldukça iyi hatta daha iyi sen bunlarla yol almalısın bence." yorum 2:  "bu işler farklı, çok farklı. bunlar oldukça başarılı." sayfa çevrilir işlerin arkası görülür. " bu halleri bile başarılı güzel geliyor insanın gözüne"  işte sana iki resim arasındaki on yüz bin milyon baloncuk fark.

ilk vahiy "yaz"

"oku" diye vahiy geldi, banaysa "yaz" dediler. "göreceksin ki yazdıkça işlerin yolunu bulacak zamanla."

a letter to gokhan

şu 3,5 ay nasılda fark yarattı bünyemizde. aklımda köşe bucak sen. senden kaçtığım saklandığım noktalarda bile sen. alakalı alakasız her bir düşünüşte sen. bir anda sobeliyorsun beni senden kaçtığım yerden. irkiliyorum ya ben her defa. ne klişe değil mi bu dediklerim. ama klişenin tam göbeğinde olunca klişelik uçuyor adeta. bugün işlerim üzerine konuşulurken bir metaforu örneklemek adına yüzmek eyleminden bahsedildi bana. anlatılan örnek "yüzme eylemini gerçekleştirmek isteyen ve hiç yüzme bilmeyen biri suda çırpındıkça batar ve sonunda boğulur ama sakin davranıp kendini suya bırakınca su devreye girer seni kaldırma kuvvetiyle yukarıda tutar hiç batırmadan" şeklindeydi. sonra bunun senden başka olanı farkına varmak ve kendini ona koşulsuz teslim etmekle alakalı olduğu söylendi. bende bunları özümsüyordum yani ona çalışıyordum yapılan işlerle ilgili. "hah tamam şimdi oldu işte" derken sen doldun bir an beynime. anlık bir çoklukta buldum o an kendimi saliselerde 3,5 a...

:

Image
me against warheads

:

ve onca söylediğim cümlede kastım tek bir cümleydi aslında. ve sessizce, söylemeden dedim ki ona "benim derdim aşkla, tek geceliklerle yıpratma değil " mesela, s.kişcek insan çok, peki ya seviştiklerin?
" yapraklar hışırdıyor   bugün gecenin kanallarından girip fırtınalarla tekinsiz suları ortalarından ayırarak alemin dibine dosdoğru şıp şıp şıp şıp damlayacağız teninin ışıltısı fısıldıyor güzün parlak böceklerini   renklere ihtimallere değdim  kafamı sulardan aşıp fırlatıyorum kendimi şehrin temassızlıktan kızgın diyarlarına köprünün üstünde aşıklar tabanlarından yıkıyorlar bir bir bu şehri her şey sallantıda bu şehrin altını üstüne ettim hiç bir yerde derdime bir derman bulamadım sen benim aklım sana uymaz  ölüler dipdiri ve üzerimde yürüyor dememiş miydin adımı sarp yerlerde duydum şimdi vazgeçsem olmaz  benliğim bana neyi söylüyor dememiş miydin sen beni sokaklardan say adımı masallarda yokla bedenimi birlere böl sonsuza dek baştan başla şehrin ışıkları sömürüyor güneşin aşıklarını  sokakları otobanları gökdelenleri aşarak  kartalların yuvasının tepesinden bizi aşağıya doğru sallandırabilirim aman kimse görmesin bizi aklım her an tezahürde aşkla ...

ne varsa eskilerde var zaten

anneme öküz penisleriyle iş yapmak istediğimden bahsettim kasaptan 30-50 tane istesem mi acaba diye sordum. güldü mahallede adını çıkaracaksın diye. sonra ekledi eskiden kadınlar dildo olarak hayvan gursakları ile nefes borularını da kullanırmış. bir an o görüntüyü ve görüntünün etkisini düşündüm. sonra akabinde bir video art projesi. Bu işi yapacak bir kadın bulmalıyım kendime. birde balkan erotik sanatına selam çakarım gizliden gizliye.

"şimdi yalnız çocuk, nereye gideceksin?  gece büyük bir deniz eğer yüzmek için yardımıma ihtiyacın olursa..."   teşekkürler, ama bu gece ölmek isterdim.   [ Flash 9 is required to listen to audio.] david bowie - ragazzo solo, ragazza sola (1969)
" aşktan bahsetmek istemiyorum serdar ortaç parcasi dinliyor gibi oluyorum Gülnihal" dedi.  sonra bir kaç cümle daha söyledi ağzı köpürerek. karşıma geçip küfrediyordu sanki. bense aşka dair ne varsa klişelerden en sağlamlarını koyuyordum önüne, sırf bana hiç bulaşmasın diye.  ama öte yandan bana savunduğu seksi de klişe cümlelerle süsleyen yine o değil miydi.

teyzemgillen halamgil

Image
kaçıncı kuşaktan bilmiyorum o kadar büyükler, belki 5 belki de 4ler. kuzum allah aşkına siz kimlerdensiniz böyle, bu eda ve tavır kime niye söyle. *bence ikinizde çok güzelsiniz kardeş olun siz. acaba hangi şehirlerdeydiniz? önce hanginiz öldü.? hanginiz diğerine göre daha mutsuzdu.? kaç defa evlendiniz? çocuklarınız oldu mu.? olduysa bu fotoğraflar antikacı da ne arıyor ki böyle? belki de ben bulup alayım diye. not: fotoğraf toplamalıyım yine. keşke bir şey yapabilsem de insanlar bana eski fotoğraflarını verse. ne yapmalı ki akrabaları mı gezmeli ne. (ben halamgile çekmişim, en altta)

rüya gördüm.

net hatırlamıyorum ama dedem hasta idi. annem bilinçaltın dedi. bende haklısın diye yanıt verdim.

kavramsal kitap sözlüğü

aksiyom: kanıtlanması gerekmeyen kabuller. primitif: ilkel, gelişmemiş.

dakikada 10 beğeni alan fotoğraf

Image
profil fotoğraflarımın arasında fenomen oldun. ne leşim izmir sıcağında, makyaj yapılmadan yollara ardından arkadaşa düşülen bir günün ardı işte. tedirginim tedirginsin tedirgin

deli inadı.

Image
oedipus, dedim. annesine o cümleyi söylemeseydi nereden bilecektin, dedi. yine de oedipus tu işte. bazen gerçeği görmemek için inat ediyor bizim deli.

diyor insan.

Image
buralar bir garip, ama o garip bir başka güzel.
Image
bazen güzel şeyler çekiyorum.

adaptation diye bir film vardı.

Image
 filmleri bayadır yıkatmıyordum. yıkatmadığım film sayısı gökhanın ki ile birlikte 10'a yükseldi. içinde kaybettiğimi sandığım gökhanla ankara gittiğimizde çektiğim onca kareden oluşan monokrom filmde vardı. atölye eşyalarımın arasından çıktı. nasıl sevindim. filmlerin arasında gökhanın fransadayken çektiği en az 10 senelik bir filmide var.  içlerinden neler çıkacak merak ediyorum. o kadar çok almam gereken şey var ki. kitap ve malzemeye dair. ama kendime digital makine için yeni bir lens ile daha profösyonel bir analog makinesi almak istiyorum. nasıl olur bende bilmiyorum. izmire gelince bir süre buraya adapte olmakta güçlük çektim mesela yatağımda bile gökhan yok diye uyumakta güçlük çekiyorum. her gün altına yatınca ve 2 ye kadar uyuyamayınca artık benim için bir çeşit problem olmaya başladı. geçen tuğçe ve cenk'e bizim eve giden otobüsü ve son durağının neresi olduğunu sorduğumda epeyce bir geyik konusu oldum. esra unutmamışsındır da burayı reddettiğinden ollmuştur o ...

atölye matölye

Image
sanırım eve dair özlediğim tek yer burası terasın yarısını  sac diye tabir edilen tenekemsi şeyle çatı yaptırmış bizimkiler çok sene önce bir süre sonra izmirin sıcaklarıyla bizim orda yatıcaz diye tutturmamız o koca terasın yarısına uydurma bir daire bir mutfak ve bir de tuvalet ile değerlendirilmişti. istanbula gelmeden -yani okul kapanmadan- bir kaç hafta önce resim yapıyorum diye evdeki perde, duvar ve kimi koltuk köşelerini yanlışlıkla yağlı boya yapmam ve unuttuğum paletin üzerinde kedilerin gezip evdeki krem rengi halıları ultramarin mavisi ile pati izi yapmaları yüzünden annemle evin üskatında yani çatıda bulunan uyduruk dairemsi 1'i bana atölye yapmaya karar vermiştik. benim bu isteğimi dedeme çıtlatmam ısı emici bir tavan yaptırmasıyla son bulmuştu. neyse gitmeden az bir süre önce ben yukarı taşınmıştım aslında evimiz 3 kişi için büyük her ne kadar herkese ait bir oda olsa da benim okulda alışmam ve odanın malzemeler, onlarca dergi ve defter yüzünden ardiyeyi andırmaya ba...