Posts

Showing posts from March, 2013

d-o-k-s-a-n

kim ne derse desin ister beğensin ya da beğenmesin doksanlarda bir yıldız tilbe gerçeği vardı.

..

Image

üzgün ve melankolik bir timsah

Image
durup durup tekrar izlemek. izleyin demek. tabu dağlarında yaşayalım sevgilim.

~

her şeyin bizim hakkımızda olduğunu anlayamayacak kadar aptal.

claire denis

Image
tinderstick - trouble every day (2002)   “it’s about being afraid of hurting the one you love because you love them too much. that’s why it starts with two lovers kissing in a car at night... it starts with a kiss and ends with a bite. ”
 porselen çay takımları.
biz bilginin peşinde koşanlar iyi bir sebepten kedimize yabancı kalırız. kendimizi asla ama asla araştırmayız. günün birinde benliğimizi nasıl bulabiliriz? - ganimetimiz bilginin arı kovanlarında bulunabilir. aklımızın balını toplayan arılar durmadan araştırırken kalbimiz tek şeye odaklanır: eve elle tutulur şeyler getirebilmek. kalan şeyleri ve hayatın sözde deneyimlerini içimizden kim ciddiye alır ki? kimin zamanı var ki? saatin on ikiye vurmasını duyanlar bir silkelenip kendine sorarlar 'saat kaça vurdu az önce?' böylece gerçeği öğrenen kulaklarımızı ovuştururuz ve şaşırmış bir biçimde sorarız kendi kendimize 'ne geçti elimize şu ana kadar' bahsi geçen gerçeğin ardından geri almaya çabalarız sonra on ikiye kadar geçen saatleri, deneyimlerimizi, hayatımızı, özümüzü ve süreç boyunca hesabını şaşırdığımız şeyleri. yabancıyız kendimize. anlamıyoruz kendimizi. kendimizi bilginin peşinde koşmayanlarla ilişkilendiriyoruz.

aforoz arabesk

belli bir yaşa gelince, genç bünyenden arabeski aforoz edişinin ne kadar da ergen bir davranış olduğunu görüyorsun. neyse ki bilinçli yaşlanıyoruz (?) orhan gencebay - beni böyle sev seveceksen (1976)

::

Image
ancak ayakları ilahi ya da egemen bir gücün isteği ile ilerlese de insan organının en küstah kası kalp, ilerleme için farklı sebepler ortaya atar. -zavallı adam! O günden sonra, bu korkunç manzaraya tanıklık  ettiklerine yemin eden kişilere ne kadar absürt gelse de üzgün ve melankolik bir timsah maziden kalan bir hanımefendiyle, ölümün bile ayıramayacağı gizemli bir çift oluştururlar. BİRİNCİ BÖLÜM. KAYIP CENNET

bb

"sevdiğim söylüyor bensiz olamayacağını  bu yüzden  kendime dikkat ediyorum  yolda yürürken önüme bakıyorum  ve korkuyorum her yağmur damlasından  sanki beni ezecekmiş gibi. " bertold brecht

l' mprs

Image
"keyifli suç ortakları olarak bir farkındasızlık bulutunun içinde yaşardık oysa ki.."

**

" "aynı", "aynı" olarak algılanmak istemeyen bir "başka"dır. "

s versus ş

sıkılarak eskimiş sıkılarak ekşimiş
Image
Margaret Bourke-White, 1934
bana tavşan ayak diyor, unutmuş ama diyor. bir de arada "yosma". tabii, daha çok var edepsizlikleri. neyse onlarda bende kalsa ya.

ayarsızlığımızın fütursuzluğunda, fütursuzun ingilizcedeki future-la alakadarlığında

sırra kalem çala fırça dedik ya dalga geçer gibi katıla katıla

hastaydım ve birinin bana pazardan 2,5 kilo keyif almasına ihtiyaç duyuyordum.

sahipsiz alolar.
Image
onca olanın bitme korkusu. koku...
Image
edward hopper sanki .....
sessizlik radyosu

?

size, vivaldi'nin summer'ının, winter'dan çok daha ürpertici bir soğuğa hakim olduğundan bahsetmiş miydim hiç?
kendi kıyımda, alabildiğine tenhada kendimce ışıldıyorum, tüm o yalnızlığa, farkındalıksızlığa rağmen kendimi durduramadan bilinçsizce ışıldıyorum. bu farkındasızlığı çömertçe davranıp çevremdekilerle paylaşıyorum, farkedilmemek adına.

tekrarlı maarif

Image
richard wagner - prelude to tristan and isolde (1857-59) **bundan 150- 200 sene önce insanlar neler neler bestelemiş. bence bazı şeyleri bu dünya ile alakalandırmaktan vazgeçebiliriz. buna örnek, bu şarkı ile başlayabiliriz.

bana bakıp bakıpta acıma öyle, dolaşıp bir başıma geziyorsam başı boş bu benim kendi itliğim, resminin de hesabını gördüm o gün sana beddua ettiğimi de nerden çıkardın sana duam tutmaz ki bedduam tutsun bundan sonra dünya güzeli usulca kulağıma eğilip aşk dese, ben derim hoşt! işte görüyorsun birtanem ortada ne aşk var ne meşk var iyisimi anana babana dön sımsıkı sarıl aklın ermez senin böyle şeylere dedim ya sen bana bakma, emi.

müslüm gürses - aşk bu değil (nihavent saz semaisi ) (1999)

kaybedilip hükümsüz kılınmış sonra bulunup boku çıkartılmış olanlıktı olan..

kimi erkekler kadını anne yaparken kadınlıklarını unutturuyorlardı. zaten ne oluyorsa hep bundan kopuyordu. bir dikkat, hatta çok yüksek sesle attention please . peki bu arada kadınlık neydi?
söz konusu cinsellik olduğunda ve bu konuyu edepsiz kelimesiyle bağlandığında  edepsiz kelimesi edepsizce bir güzelliğe bürünüyor bence.

hem de nasıl

goodreads= mahalle baskısı. insan mahalle baskısıyla kitap okur muymuş, bunu kitap okuma bahanesi yapar mıymış? aklın şaşar.
gökhan deyince son sıra, mevsim normallerinin üstünde ifadesi geliyor aklıma. sıcak - bunaltmadan hem de.
" kötülük iyilikten her zaman daha dürüsttür. kötülüğün doğasıdır dürüstlük. kimse mahsuscuktan kötülük yapmaz. işte bu yüzden bütün günahlarımız masumdur. "

bir tuhaf bu bünyeler

huzur = mutluluk huzursuzluk  ≠ mutsuzluk

dönüş(üm)

oha oha oha atoms for peace - judge jury and executioner (2013)
..Sen ağlarken azığımız çoğaldı elledik halkın ağrılarını cesurca ağlamasan kök inatla kavramıyor toprağı boş umutlar içinde pervasız büyüyor kir ağlıyorsun ihanete karşı şavkıyor pıçak bir pıçak ki sevgilim, Sürmene işidir. Bir şehrin uzak semtleri gibi gözlerin üzgün, kara, ayaklanmaya hazır ben yaralar kuşanıp katılırım onlara onlara katılırım yedek mermi ve şarkılar alarak seni alırım sonra her bir yanım çağıldar bir oyuna kalkarız sıkılmış yumruklarla yazarız duvarlara fırtınalı yazılar. Bir gün burda, bu kalktığımız yerde kendini yaşamakla taşıran bir güneş kabarcığı zonklayan bir atardamar olduğu anlaşılır el tutuşmuş çocuklar ki o zaman senin gözyaşlarını heyecanla kapışır.. i.ö.

akıl kırıntıları

Image
şubat'13

porno limittir.

"her şeyin ucu pornodur: sevmenin de, inanmanın da, eşitliğin de, özgürlüğün de"

**

"geleceğim, bekle dedi, gitti.  ben beklemedim, o da gelmedi.  ölüm gibi bir şey oldu.  ama kimse ölmedi." ö.a.
ex librisler yapasım var kendime, eşe ve dosta.

al-ma ağacı

yavaş kitap okuyorum, ama hızlı kitap alıyorum.

I' ll

Image

-

aslında bugün için net bir plan yapmadım. birazdan duş alıp dışarıya çıkıcağım. varoşta bir süre yürümek istiyor canım. sonra bakarsın bir konak otobüsüne atlarım.

ve şimdi haberler.

hot chip - ends of the earth (2012)

gibi

Image
okuyan yazan dinleyen araştıran çizen bir ölü. Sebastian Reiser

asosyalliği kanıksadığım şu günler

Image
havalar ısınmasa bari.

bahisler açılsın sevgilim, kim kimi yener görelim.

demli çay versus poşet çay

;,

o kadar şey izliyorum okuyorum, doğru düzgün kimseyle konuşmadan konuşamadan uçup gidiyor aklımdan. belki çevremde varlar ama ya ben sessizliğe çok alışmışım ya da onlar benim heyecanımdan yorgun. paylaşılır şeyler yaratılan sevgiliyse bildiğin kilometrelerce uzak(ta). bir arkadaş yaratma projem olsa.. user name: no love no sex

önerili zımbırtı

burda böyle bir şeyler. ............................................. geç oldu. güç olmasın-la ilgili vecizeler. ............................................. yeni geç fark edişler. http://ruhunakitap.blogspot.com/
etajerin üzerinde ilgi çekici bir kule. gözün ucunda onca kitap. üşenmedim üst kattan kitapları indirdim gecenin sabahlayan vakti. son sıra onca aldığım ve kimi okumadıklarım. gördükçe keyifleniyorum. hep aynı şeyi yapıyorum ya aslında. filmlere kapılıp kitapları unutuyorum. farkedince kitaplara kapılıp filmleri unutuyorum. farkedince filmlere.. böyle bir döngü benimki de. illa bokunu çıkaracağım.