Posts

Showing posts from March, 2014

“Belgradlı Marina Abramovic ve Alman Uwe Laysiepen adlarında iki sevgili, 1980 yılında geliştirdikleri ortak bir projeye göre Çin Seddi’nde karşılıklı olarak yürümeye başlayacak ve tam ortada buluşup evleneceklerdi. Çin Hükümetinden izin alabilmeleri sekiz yıl sürdü. Ama bu sekiz yıl içinde ilişkilerini bitirmeye karar verdiler. Proje biraz değişti: performans sonunda evlenmeyecekler, ayrılacaklardı. İkili, doksan gün süren yaklaşık iki bin kilometrelik yürüyüşün ardından ortada buluştu ve ilişkilerini bitirdi.” (Bilmeniz Gereken 50 Çağdaş Sanat Çalışması, TEMPO, Ocak 2011)

Bizi Ayıran Duvar 1 Sevgili Marina, Sevgili dediğim lafın gelişi. Biliyorsun seninle yollarımızı ayırmaya karar verdiğimizden beri artık birbirimizin sevgilisi değil dostuyuz. Aslında yollarımızı henüz ayırmadık. Yani aynı yerde yürüdüğümüze göre ayırmamış oluyoruz. Benim söylemim mecazi olarak kayıtlara geçmeli. Bunu anlatabilmişimdir diye umuyorum. Umut kelimesi de yanlış fikirlere kapılmana neden olmasın. Hatırlıyorum da bana en sevdiğin kelimenin “umut” olduğunu söylemiştin. Ben de benimkinin “Beckenbauer” olduğunu ekleyince bana kızmış, “öküz bir insan olduğun konusunda bütün dünyayla hemfikirim” demiştin. O zaman çok kalbim kırılmıştı. Bu seninle ilk kavgamız olmuştu değil mi Marina? Belki de ikinciydi? Şey olmuştu hani; Münih’te Çin Büyükelçiliğindeki randevumuza geç kalmıştım ve sen de beni sorumsuzlukla suçlamıştın. Oysa ben sadece trafiğe takılmıştım. Sinirden deliye döndüğünden bana hakaret etmiştin. Ben de koridordaki Mao heykellerinden birini kafana atınca ağlamış, benden ...

--

Image
o gün birlikte yürürken senle, o güzel havadaki mavi berrak denize bakakaldık öylece. deniz dedi ki bize hoşçakal deyin mutluluktan ölen romantik fareye.
Be Forest - Totem (2014)

¨¨

kamusal mekanlar özellikle de okullar her yerde aynı birbirlerine bakarak çoğalmışlar sanki. aynı yüzü aynı duruşu aynı uzaklığı birbirine devrederek zaman dışı bir yer bulmuş ve orada çivilenip kalmışlar.

¨¨

içimdeki bulantının benzeri bulanık bir göğün altında uyuyakalmışçasına ölgün duran gecekondulara daldım bir süre.

Farmakolojik özellikleri: Endikasyonları: Stres, anksiete, depresyonlar (reaktif ve nörotik tipte), depresyona bağlı huy değişiklikleri ile uyku bozuklukları, menopoz durum

Image
*ne oluyorsa girdiğim erken menopozdan oluyor Insomin 50 Mg 30 Draje

~

" karşıyaka vapurunda alıştı dilim en çok acıya  acı çaylar içer ve bakardım karanlık sulara bir balığın uykusunu düşlerdim karanlık sularda kaybettiği rüyaları, sigaramdan kopup giden iki kıvılcım merak ederdim ne konuşurlar aralarında? sen beni hep merak ederdin, sen beni hep yemeğe beklerdin, seni sıcacık evimizde bulduğumda iki kıvılcım buluşmuş gibi olurdu balığın karanlık uykusuyla. bir kesmeşeker koymuş gibi olurdun sanki dilimin ucuna. " d.m.

:

annem dedi ki bugün mutluluğunda hüznünde hep çoşkulu ama yıpratıcı kendine yapıyorsun ------- hassasiyetin kontrolsüzlüğe dönüşümü dedim başımı belaya sokan

gamzen yok ama

gamze takmalı sana sırf o gamzenin üstünden daha da çok öpmek için seni evet bir doğrudur sevdiğim gamzeli erkeği

vice versa

hasret, ne talihsiz bir kız ismi

insan,  nasıl yokluktan bu denli kavrulup bitap düşmüş bir kelimeyi ad yapıp koyar ki evladına?  kendi çektiği hasretin kat be kat fazlasını nasıl da yükler yavrusuna. ebeveynlik hep bir acımasızlık adeta.

"zarif" nasılda ışıl ışıl öyle

bugün bir kadına çarptım koşuşturmaca arasında. elindeki çayı döküyordum adeta. duraksadım hafif bir tebessümle başımı öne eğdim mahçup bir şekilde özür diledim işte, kendimce. kadın kitlenmiş karşımda ne de "zarif bir kadınsın sen öyle" dedi fısıldarcasına. ardından yüksek sesli bir " ay maşallah" çayı döksem umrunda olmayacaktı galiba. dekanlıkta memurdu anladığım kadarıyla. boyalı bir önlük üzerimde de dedim ki kendi kendime "gerçekten zarif miyim acaba??"

slices of wood

YEARS from Bartholomäus Traubeck on Vimeo .

¨¨¨

Image
kam nal kas
kapı açık sokaksa uyuyor

iki kişilik uykuluk rica edicektim.

kollarınla sarmala beni diye.

geç

derler ki, içinde bulunduğumuz anı, yani "şimdi"yi çok da sevmeyiz aslında; endişe uyandırıcı, tehditkar, ciddiye almaya değmeyecek denli geçici bulduğumuz için güvenilmezdir. o yüzden geçmişe ya da geleceğe kaçmak iste- riz. bazen de ne yapacağımızı şaşırırız. en iyisi susmak ve kimseden izin almadan yerine oturmaktır.

beraber

Image
yazdan kalma solan renkler ne de gezmiştik beraber nadine shah - cry me a river (2013)
uzaydan gelme bitkiler burdaki adları sukkulentler.

orda

bir kız var dövmeli boynunda koca bir gül, kanaviçeden açmış - duruyor öylece. sırf daha güzel koksun diye.

-;

yalnızlık daha güzeldi oysa. kimsenin umrunda olmamak daha güvenliydi. aksi taktirde insanlardan yükselen uğultunun içinde kayboluyordum her defa.