eski tanı(dı)klar tat vermiyorlar artık, bilmiyorlar ki onlarla asıl derdim bu tatsızlık ve tuzsuzluk . bu kadar mı kolay harcamak ya da yine takındığım şu polyannalık yüzünden her bir yitik için kendimi mi suçluyordum harcıyorum diye. belki de gereken çok fazla şey biliyorlardı gözümde, çokça tanıklık, seyirlik, derdim tanıkların tanıdıklık hali ydi. (tanık, tanıdık olunca nasılda samimileşiyor değil mi? kelimeyle başlayıp ortama yayılıyor adeta bu samimiyet hali. samimiyetin yalan hali.) pek kestiremedim. kestirmiyordum. -bu da bir çeşit uykusuzluk- koy gitsin..