a letter to gokhan

şu 3,5 ay nasılda fark yarattı bünyemizde. aklımda köşe bucak sen. senden kaçtığım saklandığım noktalarda bile sen. alakalı alakasız her bir düşünüşte sen. bir anda sobeliyorsun beni senden kaçtığım yerden. irkiliyorum ya ben her defa. ne klişe değil mi bu dediklerim. ama klişenin tam göbeğinde olunca klişelik uçuyor adeta.

bugün işlerim üzerine konuşulurken bir metaforu örneklemek adına yüzmek eyleminden bahsedildi bana.
anlatılan örnek "yüzme eylemini gerçekleştirmek isteyen ve hiç yüzme bilmeyen biri suda çırpındıkça batar ve sonunda boğulur ama sakin davranıp kendini suya bırakınca su devreye girer seni kaldırma kuvvetiyle yukarıda tutar hiç batırmadan" şeklindeydi. sonra bunun senden başka olanı farkına varmak ve kendini ona koşulsuz teslim etmekle alakalı olduğu söylendi. bende bunları özümsüyordum yani ona çalışıyordum yapılan işlerle ilgili. "hah tamam şimdi oldu işte" derken sen doldun bir an beynime. anlık bir çoklukta buldum o an kendimi saliselerde 3,5 ayı ve öncesini düşündüm. nasıl çırpındığımızı ama sonra nasılda teslimiyetçi davrandığımızı. bu çok, minicik bir an'ımı doldurdu işte. sustum kimseye ses edemedim kendime bile, yine sana yakalanmanın telaşesi ile.

Comments

Popular posts from this blog

ard-ard-a

teyzemgillen halamgil