bir fanzindir gidiyor.
istanbul'a gelmemle bir arkadaşımın toplantı daveti, çoğunluğu marmara gsf'lilerin olduğu bir gruba dahil etti beni. bir süredir grubun başları yok türkiye'de. yunanistan, italya, fransa ve yapabilirlerse bulgaristan üzerinden türkiye'ye geri dönücekler.
insan imrenmiyor değil onlara. oralardaki işgal evlerinden bahsedişleri, hele o evlerde nasıl da sanat yapıldığını ağızlarının suyu aka aka dillendirişleri.
sanırım avrupayı düşündükçe en büyük merakım ve oralara gitme arzumun yegane sebebi söz konusu işgal evleri olurdu. durum eğer gezmekse, kültürse bana doğu daha bir renkli daha bir cazip geliyor.
hiç gitmesemde bir yerden sonra avrupadaki çoğu yerin birbirine benzediği düşüncesi ağır basıyor.
geçen gökhan' la bunun üzerine hafif bir gerilim bile oldu. ileride çeşitli organize gruplarla oraları ziyaret edeceğimden, baskın evlerinden bahsedince adam ufak çaplı bir panikledi. "ben de ileride çocukla, bir başıma orada burada ararım artık seni" tarzı bir cümle söyledi. sanırım söz konusu ikimizin de kariyeri olunca bu anlamda ikimizinde ciddi fedakarlıkları olucak ya da olgun davranmak zorunda kalacağımız günler gelicek gibi. bense bu durumu "söz konusu biz olunca ve aşılan onca şeyi düşününce bunu da aşarız biz" diyerek içimi ferah tutmaya çalışıyorum
neyse konuyu dağıttım. bu grubun kalan yardımcı asları bir fanzin çıkartmaktan bahsetti. fanzine vericeğim işleri bir türlü seçemiyorum. işin aslı serileri vermek istiyorum ama kişi başına düşen sayfa sayısı yüzünden serileri bozmak istemiyorum bir kaç şey seçtim ama şimdi dönüp bakınca pek sevdiğim söylenemez. 5 ağustos son gün.
ilk defa böyle bir oluşum içerisinde bulunacağım. etrafımda bana fikir anlamında yardımcı olacak kişiler pek yok gibi. gruptan birilerinin yazı yazdığından bahsettiler kimileri işlerin altına yazı yazabilirlermiş ya da yazılan için sende birşeylerler üretmek istiyorsan yapabilirmişsin.
işin aslı bana yaptığım bir işin altına birilerini yazılar yazıp yayınlanması pek cazip gelmiyor. ama şimdilik bunu belirtmemi gerektirecek bir ortam da doğamadı.
özetle meraklar içerisinde ve birazda heyecanlıyım şu fanzin konusunda.
insan imrenmiyor değil onlara. oralardaki işgal evlerinden bahsedişleri, hele o evlerde nasıl da sanat yapıldığını ağızlarının suyu aka aka dillendirişleri.
sanırım avrupayı düşündükçe en büyük merakım ve oralara gitme arzumun yegane sebebi söz konusu işgal evleri olurdu. durum eğer gezmekse, kültürse bana doğu daha bir renkli daha bir cazip geliyor.
hiç gitmesemde bir yerden sonra avrupadaki çoğu yerin birbirine benzediği düşüncesi ağır basıyor.
geçen gökhan' la bunun üzerine hafif bir gerilim bile oldu. ileride çeşitli organize gruplarla oraları ziyaret edeceğimden, baskın evlerinden bahsedince adam ufak çaplı bir panikledi. "ben de ileride çocukla, bir başıma orada burada ararım artık seni" tarzı bir cümle söyledi. sanırım söz konusu ikimizin de kariyeri olunca bu anlamda ikimizinde ciddi fedakarlıkları olucak ya da olgun davranmak zorunda kalacağımız günler gelicek gibi. bense bu durumu "söz konusu biz olunca ve aşılan onca şeyi düşününce bunu da aşarız biz" diyerek içimi ferah tutmaya çalışıyorum
neyse konuyu dağıttım. bu grubun kalan yardımcı asları bir fanzin çıkartmaktan bahsetti. fanzine vericeğim işleri bir türlü seçemiyorum. işin aslı serileri vermek istiyorum ama kişi başına düşen sayfa sayısı yüzünden serileri bozmak istemiyorum bir kaç şey seçtim ama şimdi dönüp bakınca pek sevdiğim söylenemez. 5 ağustos son gün.
ilk defa böyle bir oluşum içerisinde bulunacağım. etrafımda bana fikir anlamında yardımcı olacak kişiler pek yok gibi. gruptan birilerinin yazı yazdığından bahsettiler kimileri işlerin altına yazı yazabilirlermiş ya da yazılan için sende birşeylerler üretmek istiyorsan yapabilirmişsin.
işin aslı bana yaptığım bir işin altına birilerini yazılar yazıp yayınlanması pek cazip gelmiyor. ama şimdilik bunu belirtmemi gerektirecek bir ortam da doğamadı.
özetle meraklar içerisinde ve birazda heyecanlıyım şu fanzin konusunda.
Comments
Post a Comment