izmir'deki seri katilin robot resmi
gece gece delleniyorum ayın 5ine yetiştirmem gereken bir iş var. birde yarın sabah erken kalkıp etraf iyice sakinken taksime inip galerileri gezmeyi planlıyorum. şu evden çıkmadığım bir kaç gündür fark ediyorum ki galiba bende agorafobi var. yani bu durumu burada istanbul'da çok hisediyorum. özellikle yalnızken dışarıya adım atmamak için ya da evin 1 km ötesine gitmemek için kendime türlü türlü bahaneler yaratıyorum.
arada bu tarz sıkıntılar yaşıyorum sanırım.
bundan 2 yıl öncede izmirde bir seri katil vardı erkekler dışında sadece kadınları ve bir travestiyi öldüren. travestinin öldürüldüğü yer, güzel sanatlara hazırlanırken gittiğim atölyeye yakın bir mesafedeydi. adam yakalanasıya evden dışarı adımımı atmamıştım, sanırım 1 hafta kadar.
sonunda dayanamayıp arıyan atölye hocam esra'ya durumu anlatınca şaşkınla dinlemiş " iyi de gülnihalcim ya istanbul'da ya da ne bileyim amerika'da filan yaşasan napacaksın" diye sormuştu. ona sadece "ne bileyim esra" diyebilmiştim.
esra ile ara ara konu açıldığında, her seferinde hayretler içerisinde " amannn gülnihaall, neydi o halin. ne hastalıklı bir durumdu öyle" der, canım benim. sonradan edindiğim itiraflara göre benim o zamanlar bu katil olayına bu şekilde tepki vermem atölyede oldukça dikkat çekmiş. arkamdan hem şaşkınlık durumları hem de ti-ye almalar yaşanmış, .
cidden hastalıklı bir hal ama, kabul ediyorum.
itiraf ediyorum ki burda tarlabaşı'nda yaşadığım minik şoktan sonra bu korku psikolojisini daha da hisseder oldum. hıı tabi üstüne de şu hiç tutunmadan upuzun bir yol katedilebilinen metrobüs karabasanını hatırlatmak istiyorum kendime. allahtan gökhan, korktuğumu farkedip işini gücünü bırakmış, yolun 3'te 1'inde beni almaya gelmişti. gökhan'a hiç bahsetmedim bu durumu. yani tarlabaşı hakkında çokça konuşuldu özellikle buranın izmir olmadığı ve belli saatelerde belli yerlerde tek başıma olmamın hiç sağlıklı sonuçlar doğurmayacağını beni korkutacak bir kaç örnekle iyice belleğime kazıdı. ama bu durumun daha sonra bende yarattığı etkiyi, eskisi gibi kimi şeyleri tetiklediğini hiç bahsetmedim. ne bileyim pek anlaşılcak bir şey değil gibi. sonuçta hastalıklı bir his. duysa o da esrayla benzer tepkiyi verir heralde. hatta kulaklarımda " iyi de gülnihal, benimle nasıl yaşıyacaksın o zaman istanbulda" cümlesini duyabiliyorum.
bende olsa olsa "ne bileyim, gökhan" derim yine. uçak fobimi bastırdığımı ve bu adam için ortalama 2-3 haftada bir istanbul' a geldiğimi düşünecek olursak bunu da atlatabilirim gibi geliyor. zaten tam bir ironi insanıyım uçak fobim var ama sevgilim uçak teknisyeni. agorafobim var o halde neden istanbul'da yaşamayayım ki?
neyse konuya dönmek gerekirse deli gibii, eşşekler gibi, sabah ezanını duyuncaya dek çalışasım var. sanırım bunda izlediğim filmin etkisi oldukça fazla, hazır da yalnızken, gökhan benden uzakta... yarında gitmeyiveririm taksime. bütün gün kitabı okuyup bitiririm, akşama da bir kaç film ve müzik. biraz da yeni işler için düşünme ve araştırma süreçleri. neden olmasın ki?
merak ediyorum, yarın gerçekten taksime gidecek miyim acaba?

Comments
Post a Comment