karanlığın içinde kireç badanalı ev.





şu an’ın sılası
gurbeti önce’nin.
batı rüzgarı
yakınlaştırmış uzak adayı:
bademlerin uğuldadığını duyuyoruz
ayva dalları geriye sebepsiz
bakmalar gibi meyvesiz
eve dönen mahkumu
farkedemeyecek kadar
çıplak.
sarı ışığını göremesek de
nüne dokunan
komşunun köpeği ormana doğru havlıyor:
oradaki gece
biliyoruz komşumuzdur:
anımsatır bize
birzaman nizamiye kapılarından sessiz umarsız
hani kendi sancısıyla avunan yüreğimizde koyu
içilmeden soğumuş acı kahve kederi
kızlarsız
komşusuz
oğullarsız
dağın altındaki kara ormana dalakaldığımız
eski geceleri.
alemdağ kışlasına bakardı
bahçenin kuzey çiti:
titreyen el yazısıyla yazılan mektup
incir ağacının sütünü tanır
kuyunun çıkrığından sağılan
yaz sonu buğusunu:
çapalanmış toprağın
hatırı sinmiştir
dönecekleri güzü bilen kırlangıçların
saçaklardaki kanat
izine:
boğazımızda düğümlenir
bakır çaydanlıktan tüten dem
kara üzüm duyar asma susar
yedi yıl geçer
dokuz yıl sıradadır:
çocukların dönmesine
daha çok var…
emirhan oğuz

Comments

Popular posts from this blog

ard-ard-a

teyzemgillen halamgil